İnsanlar

İnsanları anlamaya çalışmaktan yorulduğum zamanlarda, olduğu gibi kabul et, değiştirmeye çalışma, hayatı akışına bırak derlerdi hep. Denerdim her seferinde, bıkmadan usanmadan denerdim, ta ki denemekten de yorulana kadar. 

Tanımlayamadığım davranış biçimleri, adlandıramadığım nefret eylemleri vardı ama ne olursa olsun, ne yaşanırsa yaşansın hep bir umut yeşertirdim içimde, insanların insan gibi davrandıkları günü göreceğime dair bir umut.

Zamanla en büyük yanlışımın bu düşünce biçimi olduğunu öğrendim. Hep farklı bir yere koymaya çalıştığım için insanlığı, insanları anlayamıyordum. Aslında insan olmak böyle bir olguydu hayatın içinde. Olmayana duygu yüklemeye çalışmak, üç beden büyük bir elbiseyi giydirmeye çalışmakla eşdeğerdi. Eğreti duruyordu üzerlerinde, en küçük çıkar çatışmasında sıyrılıyorlardı yüklenen duygulardan, anında duyarsızlaşabiliyorlardı.  

Farklı bir dünyayı resmedebilmek isterdim hep, mutluluğun resmini çizebilmek gibi. Basit ama gerçekleşmesi bir o kadar zor bir istemdi benimkisi. Çünkü herkesin dünyayı resmetme biçimi farklıydı, kimi dünyanın tek sahibi olmak isterken, kimileri kendi küçük alanlarında özgürlüğü yaşamak istiyordu. Kimileri nefretle yoğururlarken yaşadıkları her saati, kimileri bir parça sevgi uğruna ömürlerinden bir kaç yılı feda etmeye hazırdı. Kimileri sadece özel yaşama saygı diye haykırırlarken çıkmayan sesleriyle, kimileri kilitler vurmak için uğraşıyorlardı düşüncelere. Kimileri bir lokma ekmekle mutluluk hayallerine dalarken geceleri, kimileri saya saya bitiremedikleri dolarlarla süslüyorlardı düşlerini… 

Velhasıl herkes kendi mutlu dünyasını resmetmeye çalışırken kendince… insanlar ölmeye devam ediyordu bir yerlerde. Düşünen insanlar, masum insanlar, ihanet eden, ihanete uğrayan insanlar, düşüncelerini anlatmaya çalışan ya da anlamayan insanlar… Sonuçta hepsi insandılar, candılar… ve sadece bir başkasına yanlış geldiği için davranışları ölmeye mahkumdular. 

Neden diye sordum yıllarca, sorguladım nedenleri… Neydi körükleyen bu kini, bu öfkeyi, bunca nefreti … Neydi insanı insana kırdıran bu tarif edilemez hıncın bedeli…  

Ne bir cevap bulabildim, ne de tüm bu yaşananlardan soyutlayabildim kendimi… Çünkü bende senin gibi, sizin gibi, hırsına, egosuna, kibrine, duygularına ve düşüncelerine yenik düşmüş bir türün bireylerinden biriydim.

Çünkü bende bu hayatın içinde varolma savaşı verirken, sadece kendi düşüncelerinin doğruluğu konusunda ayak direyen, ben yaptım oldu mantığıyla hareket eden ve kendini hiç hakkı olmadığı halde diğer türlerden üstün gören, adına insan denilen bir canlı türünün en basit örneğiydim… 

Ve tüm bu düşünceleri üretebilmeme rağmen, yeni bir dünya, güzel bir dünya hayalleri kurup, rengarenk resimlerle donatırken hayallerimi, kendimi yüceltip insanlığımı unuttuğumu çok geç anladım… 

Farkındaydım ya da değildim; paraya küfrederken lüksü özledim, özgürlük diye haykırırken kuşları tutsak ettim, sevgiyi savunurken nefreti körükledim, yaşamı öğütlerken ölümü düşledim, saygıdan bahsederken bencilliği besledim… 

Nihayetinde bu koskocaman dünyanın içinde, dengeyi bulmaya çalışırken dengemi kaybettim…

Buket Özsanat
1 Aralık 2015 Salı
846 Görüntülenme

Facebook Yorumları

Site İçi Arama
Anket Tümü
Kitap okumanıza en çok engel olan şey nedir?