Altay Öktem Röportajı

"Ne kimseyi aldattım, ne de yalan söyledim şu üç kurşunluk dünyada Yerimi yadırgadım yalnızca" 

Geçtiğimiz aylarda Fazla Elli kitabıyla şiir severlerle buluşan Altay Öktem ile KalemKahveKlavye'nin yaptığı röportajı sizlerle paylaşmak istedik.  


Dergiler, şiirler, öyküler, romanlar derken farklı türlerde eserleriyle karşılaştığımız Altay Öktem, kalem oynattığı her türü de farklı içerik ve üsluplarla deşmeye, çeşitlendirmeye devam ediyor. Esen Kitap etiketiyle yayımlanan “O Adam Babamdı” adlı son romanı sözgelimi… Hem yazarın diğer kitaplarından, hem de yerli edebiyattaki muadillerinden epey farklı bir iş. Altı yılda yazdığı bu romanı üzerinden Altay Abi ile verimli bir röportaj gerçekleştirdik. Derin bir nefes alıp röportajı, çok daha derinlerini alıp romanı okumanız dileğiyle…  (Koray Sarıdoğan)

“Popülerlik, ancak kendini tekrar ettiğin sürece mümkün.”

Doğrudan en son romanın olan “O Adam Babamdı” ile başlamak isterim abi. Altay Öktem külliyatında hem dil, hem içerik olarak farklı bir eser. Neden böyle bir karakter ve roman yazmak istedin?

O Adam Babamdı, altı yıl önce yazmaya başladığım bir roman. Aslında, romanın kurgusundan çok Haydar Bey karakteri beni cezbetti, bir anlamda ruhumu ele geçirdi. Türk edebiyatında rastlamadığımız, pek çok açıdan farklı bir karakterdi Haydar Bey ve romanı yazma sürecinde neredeyse onunla yattım, onunla kalktım. O Adam Babam romanı gittikçe bir karakter romanına dönüşmeye başladı ve ben de yazma serüvenimi kendi akışına bıraktım, Haydar Bey karakteri üzerine yoğunlaştım. Dil, Haydar Bey’in diliydi, ben de ona uydum. Hem romanın dili, hem de kurgusu beni farklı bir serüvene yöneltti, o yüzden acele etmedim, altı yıl boyunca sözcük sözcük işleyerek tamamladım bu romanı.

Altay Öktem - O Adam Babamdı

Bu soruya bağlı olarak tüm yazarlığını genelleyen bir soru sormak istiyorum: Alışılagelen üsluptan ve içerikten çıkmak özel bir tercih mi, kendiliğinden gelen bir durum mu ve zorlukları oldu mu senin için?

Bu soruya vereceğim cevap, beni tehlikeli bir platforma taşıyor. Ama dürüst olmak zorundayım. Ben, bir yazarın sürekli kendini aşmak zorunda olduğunu, kendini tekrar etmenin ölümcül bir hata olduğunu düşünüyorum. Şiirlerimi, öykülerimi,denemelerimi bir tarafa bırakın; şu ana kadar yayımlanmış dört romanım var ve hepsi de hem dil, hem tür, hem de kurgu açısından birbirinden tamamen farklı. Tehlike şurada: Popülerlik, ancak kendini tekrar ettiğin sürece mümkün. Popüler yazarlara bakın, aynı dil ve kurguyu tekrar ediyorlar sadece. Çünkü okur da bunu bekliyor. Okur, farklılığa tahammül edemez. Benim yaptığım, bu anlamda riskli bir şey. Okuru süreklişaşırtıyorum ve kendi yazarlık serüvenimi riske atıyorum. Ama başka türlüsü mümkün değil benim için. Yazdığım şey benim için tükeniyor ve ben başka bir arayışa giriyorum. Aynı okuru koruyayım da arttırayım diye kendimi tekrar etmek, her şeyden önce edebiyata hakaret gibi geliyor bana. Riskli bir iş yaptığımın farkındayım. Ama başka türlüsü de elimden gelmiyor. Kendimi tekrar edemiyorum.

Röportajın tam metni için tıklayınız. 

26 Haziran 2016 Pazar
1124 Görüntülenme

Facebook Yorumları

Site İçi Arama
Anket Tümü
Kitap okumanıza en çok engel olan şey nedir?