Üstüngel Arı'dan 'YÜK'lü bir dünya.

Kitap Yorum
Üstüngel Arı'dan 'YÜK'lü bir dünya.

Eylül 2016’da Mylos Kitap etiketiyle raflarda yerini alan Y.Ü.K., Hikayesi Olan Ölüler ile 2014 yılında edebiyat dünyasına adım atan Üstüngel Arı’nın ikinci romanı.

Kitabı, “Soframızdaki yeri, öküzümüzden sonra gelen tüm kadınlara” adayan Üstüngel Arı, Y.Ü.K. ile yozlaşan değerleri, yalnızlaşan insanları, olağanlaştırılmış tacizleri, sıradanlaştırılmış acıları resmetmiş.

Başar…

9 yıllık bir mahkumiyetin ardından 2024 yılında dışarıya adım atan, geçmişten gelen tek bir cümle ile hayatı çizilen, sevgi ve anlayış özlemiyle yoğrulurken kendini yalnızlığa mahkum eden, dokuz yıl öncesinde zamanı durduran, “ıssız”lığı başarısızlığı doğuran kayıp bir adam…

“Başarısız bir şiir gibiyim Betina. Bir fanzin köşesine sıkışmış. Mürekkebin bitme anına denk gelen bir sayfaya basılı, kimsenin bilmediği, kimsenin okumadığı, çürümeye mahkum, sararmaya mahkum, yok olup gitmeye mahkum, silik, olmamış, eksik, başarısız bir şiir gibiyim.”

Deniz, Derya, Betina…

Adı ne olursa olsun, nefes alabilmek için susan, hayatta kalabilmek uğruna sessizliğinde kaybolan, acıyı yüreğine gömen, hayatta ki tek amacı intikam almak olan, geçmişin yüklerini sırtında taşıyan yitik bir kadın…

“Bu ülkede kadın olmak, sessiz kalma hakkını doğduğun andan itibaren kullanmak anlamına gelirdi. Kadınlar ölene kadar susmalıydı bu ülkede.”

İnsanlar…

Her şeyin sıradanlaşabildiği bir yaşamda kaybolan, kendini arayan, her şeye boyun eğebilen - her şeyi yapabilen, acımasız - savunmasız, güçlü - güçsüz,  mutlu – mutsuz, ezen - ezilen insanlar…

Ve Üstüngel Arı’nın kendine özgü bakışı ve kurgusuyla, bu insanların oluşturduğu, Başar’ın, Deniz’in, Derya’nın, Betina’nın ve adı olmayan diğerlerinin acılarıyla “YÜK”lü bir dünya… Bizim dünyamız…

“Bu ülkede hayat, yaşanan değil, yaşanması için önce kurtarılması gereken bir rehineydi. Bu ülkede insanlar doğduğu an tutsak ediliyor ve özgürlüğe kavuşmak için hayatlarını heba ediyorlardı. Sonunda ne özgürlüğe kavuşanların ne de hayatı kurtulanların yaşayacağı bir hayat kalıyordu geriye. Bu ülkede yaşamak, sokağın ortasına bırakılmış bir koşu bandında koşmak gibiydi. Zaman zaman esen rüzgar, insanı gerçekten koştuğu yanılgısına düşürse de sonunda başladığın yerden bir adım uzağa gidememiş olarak buluyordun kendini.” 
Buket Özsanat
17 Kasım 2016 Perşembe
1769 Görüntülenme

Facebook Yorumları

Site İçi Arama
Anket Tümü
Kitap okumanıza en çok engel olan şey nedir?