Hikayesi olan ölüler

Yeni yazar, ilk kitap... 

Buna rağmen, okuduğum bir çok kitaptan iyi Hikayesi Olan Ölüler,  okuduğum bir çok yazardan daha çekincesiz yazmış düşüncelerini Üstüngel Arı...

Bir çırpıda okundu ve bitti. Ama tekrar göz gezdirmek, bazı bölümleri yeniden okumak istedim.

Altı çizilecek bir dolu paragraf var, sorgulatacak bir çok düşünce. Boş değil anlatılanlar. Güzel bir kurgu(!), rahatsızlık(!) verici tespitler, iyi bir ifade biçimi. 

Kitapla ilgili tek sorunum küfürler. Belki o an ki düşünceleri, tepkileri daha iyi anlattığı düşünülse de, küfürsüzde o duyguların kağıda dökülebileceği kanısındayım. 

Üstüngel Arı yeni bir kitap yazsa alır mıyım? 
Evet alırım. 

Kitaptan alıntılar

- "Barışla ya da düzenle geçen yıllarda, çatışmanın ve kaosun olmadığı dönemlerde insan, insan olmanın gerçek sınırlarını göremez. Ne zaman ki savaş başlar, kavga başlar, işte o zaman görürsün neymiş insan. Nasıl da vahşiymiş, o zaman görürsün ancak." Sayfa:45 (Kolsuz)

- "Alışınca birşeyler mümkün olabiliyordu. Çünkü alışınca daha kolaydı devam etmek. Alkışlamak, eleştirmek, yuhalamak, sevmek ve nefret etmek daha kolaydı. Yaşamak daha kolaydı alışınca. Gazeteleri okuyup akli dengemizi hala koruyor, haberleri izleyip en yakın bıçakla bileklerimizi kesmiyor oluşumuzun tek nedeni alışıyor oluşumuzdu." Sayfa:98 (Bilen)

- Asıl bendim insanlara karşı her zaman kapalı ve savunmacı yaklaşan. Bendim onlara duvarlar ören, tüm kapılarını kapatan ve her zaman önyargıları cebinde gezen. İnsanları tanımlamayı seviyordum, çünkü her biri yalan söylüyordu benim gözümde. Tüm sosyal hayatları, tüm arkadaşları, tüm sevgilileri, tüm ilişkileri... Hepsi yalandı. Hepsi alışkanlık ve koşullanmadan ibadetti. Toplum tarafından sosyal bir canlı olması gerektiğine koşullandırılmıştı insan, medeniyetin başlangıcından bu yana ve bunun üzerine bir alışkanlık geliştirmişti. Mutlu olmak için koşullandırılmıştı insan ve kendisine mutlulukla karıştırabileceği onlarca duygu üretmişti. Çünkü bilmiyordu mutluluğun ne olduğunu. Onu tanımlayamıyordu. Oysa mutluluk, bir duygu değildi. Belki his bile değildi mutluluk. "Ben mutlu bir insanım" diyerek genelleştirilebilecek bir şey değildi. Mutluluk bir uydurmaydı sadece. Tıpkı hukuk kuralları gibi. Her ikisi de toplum tarafından mutlak düzenin sağlanabilmesi adına icat edilmişti. Mutlulukla karıştırdığımız şey, heyecandı çoğu zaman, gülmekti, kendini iyi hissettiğini zannetmekti. Oysa anlamak mümkün değildi; bir insan kendini nasıl iyi hissedebilirdi ki? Bir insan kendini nasıl olurda mutlu hissedebilirdi? Hissettikleri bile koşullandırılmışken insana, insan ne hissettiğini nasıl bu kadar iyi bilebilirdi ki? Bilemezdi... Sayfa:67 (Bilen)

Tanıtım Metni

"Biraz sonra bir roman okuyacaksınız ve hayatınız değişmeyecek. Ama değişen bir şey olacak: Artık hayatınız değişmediği için küfredebilecek olgunluğa erişeceksiniz! Bunu yeniyetme bir yazar, daha ilk kitabıyla yapacak size. Şimdi kendinizden pişman olmayı öğrenin ve hiç zaman kaybetmeden bu romanı okumaya başlayın ya da ağlayın. Hayatınız bir fim şeridi gibi geçsin gözlerinizin önünden: Babanızın ilk tokadı, üstüne erken boşaldığınız sevgiliniz, ya da boşanmak için geç kaldığınız karınız, kocanız, o berbat mesleğiniz… Biliyorsunuz, belki de bilmiyorsunuzdur, yine de söyleyeyim: 'Bazı meslekler adi suç kategorisine girebilir, tıpkı bazı adi suçların meslek kategorisine girebildikleri gibi.'

Hikâyesi Olan Ölüler'le karşılaşmak sizi şaşırtmazsa, asıl o zaman üzülün. Demek ki bir hikayesi bile olmayan diriler şaşırtıyor sizi. Çok yalnızsınız ve yalnız yaşlanıyorsunuz. Gelin, bir iyilik yapın kendinize. Bu romanı okuyun. Sonra, ister hayatınızı bir saksı gibi önünüze koyup seyredin, hani derler ya, kendinizle yüzleşin; ya da kafanıza sıkın, ne bileyim. Önce okuyun da… "

Altan Öktem 

 

Buket Özsanat
16 Mart 2016 Çarşamba
1717 Görüntülenme

Facebook Yorumları

Site İçi Arama
Anket Tümü
Kitap okumanıza en çok engel olan şey nedir?