Yeni bir yazar ve yeni bir kitap; A.J.Finn, Penceredeki Kadın

Stephen King’in “Elinizden bırakamayacağınız nadir kitaplardan biri… Nefis ve ürkütücü.” Olarak tanımladığı ve birçok yazarın beğenisini kazanan “Penceredeki Kadın / The Woman in The Window” geçtiğimiz ay Pena Yayınları etiketiyle raflarda yerini aldı.

Agorafobisi olan Anna Fox, New Yorkta’ki evinde yalnız yaşayan bir kadındır. Bir senedir korkuları nedeniyle evinden dışarı adımını atmayan Anna dış dünya ile neredeyse ilişkisiz bir yaşam sürmektedir. Günlerini eski filmleri izleyerek, komşularını gözetleyerek ve onların fotoğraflarını çekerek geçirmektedir. Sosyal hayatla bağlantısı evinin penceresinde ve sanal ortamda geçirdiği zamanlarla sınırlıdır. Bilgisayar ekranından tanımadığı kişilerle satranç oynayan ve kendisi gibi agorafobik kişilere yardımcı olmaya çalışan Anna’nın tekdüze hayatı bir gece penceresinden gördüğü şeyle altüst olur.

Bir yandan ağır ilaçlar kullanan, bir yandan da sürekli içen Anna’nın gördüğü şey gerçek midir yoksa Agorafobinin yanında uçsuz bucaksız bir yalnızlıkla da baş etmek zorunda kalan Anna’nın beyninin sergilediği bir oyun mudur sadece?

Elbette ki tüm bu soruların cevabı kitapta.

Konu gerilim olunca, kitapla ilgili yorum yapmakta bir hayli zor oluyor.

Penceredeki Kadın’da gerçekliği tartışılan bir cinayetin peşinde sürüklenirken Anna’nın yaşamına ve Agorafobisinin başlangıcına ilişkin detayı öğrendiğimde donup kaldım. Kitap boyunca hiç düşünmediğim, aklımın ucundan bile geçmeyen bir yere sürükledi beni A.J.Finn. Ve sanırım ilk defa bir gerilim romanında hüzünlendim. Anna’nın içinde bulunduğu ruh halinden, o derin yalnızlığından, korkularından, kendini telkin edişinden ve yaşadıklarından çok etkilendim.

Çok fazla reklamı yapılan kitaplara karşı bir önyargı beslesem de, “Penceredeki Kadın”ın psikolojik gerilim sevenler için iyi bir tercih olacağını düşünüyorum. “Penceredeki Kadın”ın ilk kitap özelliği taşıması dolayısıyla, yepyeni bir kalemi deneyimleyip, kendi düşüncelerini belirleyebilirler A.J.Finn hakkında.

Keyifli okumalar, kitap dolu günler dileğiyle…

Tanıtım Bülteninden

“Muhteşem. Nefes kesici. İnanılmaz.”   Gillian Flynn

“Elinizden bırakamayacağınız nadir kitaplardan biri…  Nefis ve ürkütücü.”   Stephen King

“A. J. Finn usta dokunuşuyla yeni bir yetenek.”  Tess Gerritsen 

“Kesinlikle sürükleyici bir gerilim romanı.” Louise Penny

“Güçlü bir kara film vaadiyle karanlık, şaşırtıcı bir karışım.”Ruth Ware

“A.J. Finn’den baş döndürücü bir ilk roman, muazzam bir yeni yetenek.”  Jane Harper

“Penceredeki Kadın, klasik bir Hitckock filmini roman şeklinde okumak gibi” Simon Toyne,

“Çok güçlü, zorlu ve nefes kesecek kadar heyecanlı – benim aklımı uçurdu” Joe Hill

“Sonuna kadar şok edici. Bir 21. Yüzyıl şaşırtmacası olan Hitchcockvari bir belirsizlik.”Val McDermid

Şaşırtıcı ve güçlü, ustaca ve akıcı; Penceredeki Kadın, psikolojik belirsizlikleriyle Hitchcock’un en iyi işlerini hatırlatan zekice ve sofistike bir roman.

 Gerçekten  oluyorsa paranoya değildir…

New York’taki evinde yalnız yaşayan Anna Fox kendini tamamen evine kapatmıştır. Asla dışarı çıkmaz. Tüm günü  içerek (bazen çok), eski  filmleri seyrederek,  eski zamanları anarak geçirir. Bir de komşularını  röntgenleyerek.

Bir gün tam evinin karşısına Russell’lar taşınır. Bir baba, bir anne ve bir oğuldan oluşan muhteşem bir ailedir. Ama Anna, bir gece penceresinden onların evini gözlerken  görmemesi gereken bir şey görür. İşte  bundan sonra tüm dünyası altüst olur. Tüm sırları  önüne dökülür.

Gerçek nedir? Hayal olan nedir? Kim tehlikededir? İpler kimin elindedir?

Bu sürükleyici psikolojik romanda hiç kimse ve hiçbir şey göründüğü  gibi değil.

Buket Özsanat
4 Şubat 2018 Pazar
791 Görüntülenme

Facebook Yorumları

Site İçi Arama
Anket Tümü
Kitap okumanıza en çok engel olan şey nedir?