Lizbon'a Gece Treni, Pascal Mercier

- İçimizde olanın ancak küçük bir kısmını yaşayabiliyorsak - gerisine ne oluyor? 

- Kelimeler düşüncelerin ifadesi mi hala? Yoksa, lakırdıların içe kazılı izleri durmaksızın parladığı için insanları oraya buraya sürükleyen etkili ses oluşları mı sadece? 

- Başkalarıda aynı şeyi mi hisseder: Kendi dış görüntülerini tanıyamadıkları olur mu? Görüntülerinin onlara yamultulmuş, kaba saba bir sahne dekoru gibi geldiği olur mu? Başkalarının onları algılayışıyla kendi kendilerini algılamaları arasındaki uçurumu dehşetle fark ettikleri olur mu?

- Biz insanlar: Birbirimiz hakkında ne biliyoruz? 

- Hayatımızın gerçek yönetmeni rastlantıdır - gaddar, acımasız ve büyüleyici bir cazibesi olan bir yönetmen. 

- Hayat, yaşadığımız şey değildir; hayat, yaşadığımızı hayal ettiğimiz şeydir.

- İnsanlar sessizliğe katlanamıyorlar, katlansalardı, kendilerine katlanmış olurlardı.

- Unutmanın moloz yığınlarıyız. 

- Hayatımız sürüklenen kumlardan meydana gelen geçici oluşumlardır, bir rüzgarla kurulur, bir başkasıyla yıkılır. 


Kitap ayrıca 2013 yılında sinemaya da uyarlanmış

Yönetmenliğini Bille August'un yaptığı filmde Jeremy Irons, Mélanie Laurent, Jack Huston oynuyor. 

Tanıtım Bülteninden

Antik diller öğretmeni Raimund Gregorius lisede ders sırasında ansızın sınıftan çıkar, duyduğu Portekizce bir kelimenin büyüsüne kapılarak yaşadığı şehri, düzenli hayatını terk edip hakkında hiçbir şey bilmediği gizemli bir Portekizli'nin, doktor ve yazar Amadeu Prado'nun izini sürmek üzere Lizbon'a doğru trenle yola çıkar. Tesadüfen eline geçen ve Prado'nun, hayat, aşk, yalnızlık, arkadaşlık, ölümlülük ve ölümle ilgili notlarının bulunduğu kitabın etkisinden çıkamayan Gregorius, dilini bilmediği, ilk kez gittiği bu yabancı ülkede ve bu olağanüstü yolculuğu sırasında Prado'nun hayatının değişik evrelerinde yer almış insanlarla bir araya gelip onun farklı söylencelerle dokunmuş hikâyesinin derinlerine iner. Bir yandan da kendi içsel yolculuğunu sürdüren Gregorius, Diktatör Salazar'a karşı savaşmış Amadeu Prado'nun kişiliğinde kendine ve insana ilişkin pek çok sorunun yanıtını ararken, bir başkası olmanın dayanılmaz çekiciliğine de karşı koyamayacaktır. Lizbon'a Gece Treni, sadece Avrupa'dan değil, kendi zihnimizden ve ruhumuzdan da geçen ve dönüşü belli olmayan bir yolculuğun çok sesli, unutulmaz romanı.

"Ben de çok sevdim Lizbon'a Gece Treni'ni. Her öğleden sonra gün batımına kadar okudum. İlknur Özdemir çevirmiş. Her çevirisini ille de çok usta bir çevirmen." -Selim İleri-

"Lizbon'a Gece Treni barındırdığı tema zenginliğiyle şaşırtıcı bir roman. Dille, tarihle, duygularla; kısaca dünyaya atılmış bireyin içinde bulunduğu durumla sorgulayıcı bir hesaplaşma." -A.Ömer Türkeş-

Sayfa Sayısı: 400
Yayınevi : Kırmızı Kedi

 

25 Mart 2016 Cuma
1239 Görüntülenme

Facebook Yorumları

Site İçi Arama
Anket Tümü
Kitap okumanıza en çok engel olan şey nedir?