Gideceksin... Bekleyeceğim...

Uzunca bir bekleyişin sonrasında, umutlarımı yitirmek üzereyken geldin...

Döndün işte....

Sana kavuşunca içimde kopan fırtınaların dineceğini, tüm sorunların ortadan kalkacağını, çelişkilerimin, korkularımın, kararsızlıklarımın, yalnızlığımın son bulacağını düşünürken, şimdi kendimi çok farklı açmazların içinde hissediyorum ve anlıyorum ki bu geçen süre zarfında her şey değişmiş, ben dahil hiçbir şey eskisi gibi değil.

Sana buradan seslenmek, çapraşık kelimelerin ardına sığınarak duygularımı anlatmaya çalışmak çok zor benim için...

Senden ayrı bir yaşam düşünemiyorken, şimdi hayatımın geri kalanını seninle mi geçirmeliyim, sensiz mi karar veremiyorum. Yüreğim seninle olmam konusunda ısrar ederken, mantığım sensiz kalmak zorunda olduğum gerçeğini yüzüme vuruyor.

Hangisi doğru?..

Geçen bu sürede neler değişti ve bu değişen şeylerin değişim sebepleri nelerdi diye düşünüyorum sürekli ve sana bunları ne derece açık ve ne derece asıl duygularıma bağlı kalarak anlatabileceğimi bilmiyorum.

Mecburiyetlerinin çevrelediği bir ortama istemsizce sürüklendiğini ve gitmek zorunda olduğunu, mutlaka döneceğini söylediğin, seni yaşamımdan bir anda söküp alan o gece ve sonrasında çektiğim acıları, duygularımı, hislerimi ve içine girip saplandığım yalnızlığı tahmin bile edemezsin. Herkes her şey uzaktı bana, hep yalnız yaşamaktan yana olan ve yalnız kalmak isteyen ben, ömrümde ilk defa konuşabileceğim, dertleşebileceğim tüm duygularımı anlatıp, doyasıya ağlayabileceğim ve acılarımı, sevgimi haykırabileceğim birine, birilerine ihtiyaç duydum ve bu ihtiyaç öylesine büyüktü ki, anlatamamanın, haykıramamanın, paylaşamamanın verdiği yükün altında ezildim.

Şuan duygularımı bir kenara atıp, sadece düşüncelerimle sana seslenmeye çalışırken, yüreğimi susturamıyorum o halen çılgınca seni ne kadar çok sevdiğini haykırıyor ve ben yaşamım boyunca sahip olduğum güzel olan, iyi olan tek varlığı kaybetmekten ölesiye korkuyorum. Ama sensizlik kadar seninle olmakta korkutuyor beni.

Tüm bu karmaşık duygularla nasıl başa çıkacağım?

Yaşamla savaşacak gücü kendimde bulamıyorum. Sorunsuz, sıkıntısız, içinde pişmanlıklara yer olmayan, çalkantısız ve seninle dolu bir hayat istiyordum. Yoruldum, içimdeki bu bitmek bilmeyen çatışmalardan, doğrularla yanlışları ayırt etmeye çalışmaktan, beynimi yiyip kemiren düşüncelerle mücadele etmekten... ve sevgim(iz)le uğraşmaktan yoruldum.

Önceleri sevginin gücüne inanırdım, yüreğimdeki sevginin her zorluğun üstesinden gelebileceğini düşünüp ayakta kalmaya çalışırdım. Şimdi içimde ne inanç nede geleceğe dair bir umut var, hepsini yitirdim...

Çoğu zaman bunları düşündüğümde kendime küfrediyorum, lanetler yağdırıyorum, korkaklığımı, güçsüzlüğümü, acizliğimi binlerce kez yüzüme vuruyorum ama nafile...

İçimdeki bezginliği, ümitsizliği öldüremiyorum.

Birçok kez, bastırmaya çalıştığım duygularımı ortaya çıkartmak için kendimi sorguladım, aynaya her baktığımda mutluluğu için savaşacak, sevgisi için tüm dünyayı karşısına alabilecek bir ben görmeyi umut ettim ve her seferinde tanımadığım, nefret ettiğim birini buldum karşımda. 

Keşke yaşadığım tüm karabasanları hayatımdan çıkartıp, seninle gerçekleri-geleceği düşünmeden kısıtlı saatlerde yaşadığım mutluluklara geri dönebilseydim, keşke öncekiler kadar kısa sürebilseydi bu ayrılık, keşke beni bu uzun süreli yalnızlığın içinde bir başıma bırakmasaydın, keşke bu kadar ağır bir sorumluluğu yüklemeseydin üstüme...

Giderken, sen güçlüsün (!), dayanırsın diyordun... Ama bak baş edemedim işte, dayanamadım...

Ne olur bana bir daha gitmeyeceğini, bunun son yolculuğun olduğunu ve bu süreçten sonra hep yanımda kalacağını söyle.

Eğer bir gidişe daha tanıklık ederse yüreğim, bir kez daha sen ve sensizlik arasında sıkışıp kalırsa sevgim batacağız ve delice çırpınışlarımda kar etmeyecek bizi bu bataklıktan çıkartmaya.

Neden açılamıyorum sana, kendimi ifade etmekte neden bu kadar zorlanıyorum, neden kelimeler bu kadar yetersiz kalıyor...

Belki duygu ve düşüncelerimi yeterince analiz edemiyorum...

Belki bu çelişkili dönemimin geçici olduğunu düşünüyorum...

Belki seni kırmaktan, kaybetmekten ya da beni anlayamamandan korkuyorum...

Belki iç dünyamda neler olup bittiğini ben bile bilmiyorum...

Belki bilmek, anlamak, kabullenmek istemiyorum...

Tüm düşüncelerim bölük pörçük, birleştiremiyorum, toparlayamıyorum, artık sağlıklı düşünüp, hareket edemiyorum.

Lanet olsun...

Ne oldu bana, seni böylesine severken bu kararsızlığım neden, günden güne çoğalan, tükenmeyen, peşimi bırakmayan korkularım neden, yanındayken en mutlu olmam gereken zamanlarda birdenbire içime çöken hüzün neden...

Bu gece yatağıma yattığımda son bir kez kendimi sorgulayıp, sabah tüm bu sorulardan arınmış bir şekilde uyanıp, acılarımla, hüzünlerimle, korkularımla hesaplaşıp, yeni doğan güne ne istediğini bilen, kendinden emin bir ben olarak başlayabilseydim...

Bir gecede, binlerce gecenin acısını üstümden atabilmem mümkün olabilseydi keşke...

Keşkelerimiz hiç tükenmiyor değil mi? Yaban otları gibi türüyorlar ve zamanla hayatımızın her köşesine yayılıyorlar, söküp atmak imkânsızlaşıyor bir süre sonra. Yaşanmamışlıklara boyun eğen yaşantımız keşkelere mahkûm oluyor...

Seni beklerken hep dönüşünü hayal ediyordum, yüreğimde biriken özlemi akıp giden zamana nasıl sığdıracağımızı, bu geçen süre zarfında kaybettiğimiz günleri nasıl telafi edeceğimizi düşünüyordum. Gidişlerinin sevgimi, özlemimi, hayallerimi yaşamama engel olacak derecede beni kötü etkilediğini ve bu etkileşimin birlikte olduğumuz sürelerde içimde böylesine bir tedirginlik yaratacağını bilmiyordum.

Sen dönecektin ve dönüşün sihirli bir değnek vazifesi görüp, sanki bu süreç hiç yaşanmamışçasına her şeyin eskisi gibi olmasını sağlayacaktı...

Dönüşün yeniden doğuşum olacaktı...

Bir dönem sana, şuan sen bile gelsen beni içinde bulunduğum durumdan kurtaramazsın demiştim, hatırlıyor musun? Yaptığım en iyi tespitlerden biriydi bu kendi ruh halime dair.

Dönüşün, beklediğim doğuşu gerçekleştiremedi...

Nasıl bir çelişki bu, bir yandan bu ilişkiyi sürdüremeyeceğimi düşünürken, diğer bir yandan geleceğe dair hayaller kuruyorum içinde seni barındıran... bir saniyesi bile sensiz geçmeyen... seninle... sevginle dopdolu bir geleceğe dair hayaller.

İki kişi oldum, iki ayrı kişiliğe büründüm.

Birinden biri ölmeli...

yok olmalı...

ama hangisi?..

Bunu çözümleyememek, iki hayat arasında sıkışıp kalmak bu günleri de yaşamamı engelliyor, seninle birlikte olduğum zamanlardaki mutluluklarıma da gölge düşürüyor, içten içe tüketiyor beni. Hayattan koptuğumu hissediyorum, en karamsar olduğum anlarda bile yüreğimin bir köşesinde saklı tuttuğum yaşama sevincini, umudu artık bulamıyorum, inandığım, güvendiğim her şeyimi kaybediyorum, yok oluyorum.

Sana bunları yazarken çoğu zaman ne yazdığımın bile farkında değilim, başka bir dünyada gibiyim. Yazdıkça düşüncelerimle, duygularımı birbirinden daha iyi ayırt ederim diye düşünürken, her şeyi birbirine daha fazla karıştırıyorum ve kendimi kendi dünyamda kapana kısılmış gibi hissediyorum, ne bir adım ileri, ne de bir adım geri atabiliyorum...

Her yanıma yaban otlarımız batıyor, battıkça acıtıyor, acıttıkça daha da yeşeriyorlar, köklerini kurutamıyorum...

Birazdan geleceksin ve ben yüreğime çöreklenen acıları, içimde duyumsadıklarımı, özlemin pençeleri arasında yavaş yavaş boğulduğumu anlatamadan, sırlarla dolu uzaklaşmalarının beni – bizi nasıl etkilediğini, nasıl içten içe çürüttüğünü söyleyemeden,  her zaman ki sahte gülücüklerimle seni kapıda karşılayıp mutlu eş tablosunu çizmeye devam edeceğim.

Ve sen yine günün birinde hiçbir açıklamada bulunmadan, döneceğini söyleyip çekip gideceksin ve ben yine hasretin kelepçelerini vurup bedenime, dönüşünü bekleyeceğim...

Sen hep gideceksin... Ben hep bekleyeceğim...

Gideceksin... Bekleyeceğim...

G i d e c e k s i n.........

B e k l e y e c e ğ i m.........

-2013-

Buket Özsanat
6 Ocak 2017 Cuma
731 Görüntülenme

Facebook Yorumları

Site İçi Arama
Anket Tümü
Kitap okumanıza en çok engel olan şey nedir?