Yürek Sürgünü, Mehmet Eroğlu

Kitap Yorum
Yürek Sürgünü, Mehmet Eroğlu

"Cesaret erdem değildir; yokluğu, sahip olmayanı küçültmez. Ama cesaret, insan yüreğine ait erdemleri ve zenginlikleri büyüten bir mercektir… Sanıldığının aksine fiziki cesaret, cesaretin en kaba biçimidir ve çoğunlukla da aşırılığa kayarak vahşetle akraba olup çıkar. Asıl cesaret, yüreği beyinle birleştiren kararlı cesarettir. Çünkü cesaretin kabul edilebilir bu türü süreklidir ve insan sevgisinin içindeki o sonsuz kaynaktan fışkırır." –s:463-

Bir Mehmet Eroğlu romanı daha bitti…

69’dan 91’e uzanan yıllarda değişen düşünceler, kırılan umutlar, inançlar…  Savundukları ideolojilerden uzaklaşan, her biri farklı yere savrulan, kopan dört arkadaş. Halit, Murat, Nihat ve Kadir…

Mehmet Eroğlu’nun Yürek Sürgününden önce yazdığı kitapları okuyanlar bilir, farklı kurgularda, aynı sistemin içinde aynı isimler karşılar bizi: Halit, Murat, Nihat, Ali, Metin ve diğerleri… Her romanda karşılaşırız bu isimlerle… Benim gibi arka arkaya okursanız kitapları, karakterlerin yaşanmışlıkları birbiri içine geçer, okuduğunuz romanda ki Halit ile önceki romanda ki Halit’i karıştırırsınız ya da sanki okuduklarınız tek ve uzun soluklu bir kitap izlenimi bırakır zihinlerde…

Evde okunmayı bekleyen daha çok Mehmet Eroğlu kitabı var… Bundan sonra ki romanları aynı yapı üzerinden mi gidecek bilmiyorum, okudukça göreceğim ancak şimdiye kadar okuduklarımın hepsi yaşanmışlık kokuyor…

Kitaptan Alıntılar

- İnsanlar zaman zaman, boşuna olduğunu bile bile adlarını unutmak isterler, ama adlar tıpkı gölge gibidir, her sabah güneşle yeniden doğar. Sayfa:85 (Kadir)

- Dünyanın değişmeyen yanında olmaktan, geleceği güzelleştiren rüyalar görmekten ve vazgeçmemekten mutlu, dakikalardır hasır bir sandalyenin üstünde, sanki kımıldarsa her şeyi yitirecekmiş gibi soluk almadan oturuyordu. Sürgündeydi, buraya yüreğinin peşinden gelmişti. Sayfa:5

- Kırk iki yaşındayım, dünyayı güzelleştirecek rüyalar görmekten vazgeçmedim, vazgeçmeyeceğim…Sayfa:468 (Kadir)

- Nereye ve neye ait olduğuna karar vermelisin.Sayfa:9

- Aşk iki insanın birbirini keşfedip yeniden şekillendirmesiydi; işte başaramadıkları buydu Kişilik, gelecek ve güvenlik kaygısıyla değişmeye karşı direnmişlerdi.Sayfa:12

- "Cesaret asla yalnızca ölümü göze alabilmek değildir."
  "Nedir?"
  "Kırk bir yaşında olup da, tüm gezegen sallanırken, herkesten uzakta, tek başına, korkarak da var olabilmektir." Sayfa:135

- Bir an peşinden gitmeyi düşündü, ama hemen vazgeçti. İkisinin de yüreğinde, ötekininkini paylaşmayı engelleyecek kadar çok hüzün vardı. Sayfa:150

- Ayşe, çoktan tartışmaya dönüşen uzun konuşmayı elinin bir işaretiyle birden kesmiş ve ilk kez şikayet eden, bıkkın bir sesle, "Benden ne istiyorsun?" diye sorarak, onu şimdi bile hatırladığı yoğun bir utançla yüz yüze bırakmıştı. Verecek yanıtı da, istediği bir şey de yoktu; peşinde olduğu, "istenilen" değil, "karşılıksız verilip, paylaşılandı". Sayfa:277

- Mutluluk! Kimine göre, tanımlı gündelik ihtiyaçların karşılanması, kimine göre, ayrıntılardan yoksun, kaba sayılabilecek doğal bir güvenlik duygusu, kimine göre ölümsüzlüğe uzanan gerçekleşmeyecek düşleri görme özgürlüğü...

Ya mutsuzluk? Mutluluğun eksik kalan kısmı olmalı, diye düşündü. Hiçbir zaman kağıda dökülebilecek ya da resmi yapılabilecek ayrıntılı bir mutluluk tanımı olmamıştı. Bildiği, mutluluğun, soyutun düşmanı olmasıydı. Soyut olmayan bir yaşamın ise, eninde sonunda sıradanlığa sürükleneceği ve bundan daha büyük bir mutsuzluğun olamayacağıydı. O, hiçbir zaman toptancı olmamaıştı. Bütünüyle bir doyum, bütünüyle yatışmış istekler!. Mutsuzluk hayvan türleri arasında yalnızca yaratıcı insan soyuna bahşedilmiş bir ayrıcalıktı. Sayfa:333


Tanıtım Metni

"Eskisi yıkılırken yerine yenisinin konulmadığı bir çağda, nereye ve neye ait olduğuna karar vermek zorunda olmak!" Üstelik, bu seçimi aşk acısı çekerken yapmak! 

1970'lerde, yirmili yaşlardayken hayatlarını yüreklerinin doğrultusunda biçimlendiren bir kuşağın temsilcisi sayılabilecek Kadir'in, sosyalizmin dünya arenasında gerilediği dönemdeki hüzünlü öyküsü...

"Yürek Sürgünü", Mehmet Eroğlu'nun -eylemci genç insanı araştırdığı- ilk dört romanını bir anlamda noktalayan eseridir. 1970 öncesinin genç adamları artık kırklı yaşlardadırlar ve -devrim rüyalarının görülmediği bir çağda- yabancısı oldukları bir yaşama, nesli tükenmeye yüz tutmuş canlılar gibi direnmeye çalışmaktadırlar. Kitabın önemli olan bir başka yönü de, Mehmet Eroğlu'nun 1990 başlarında, radikal Müslüman hareketinin 2000 yılında açığa çıkacak şiddet çılgınlığının işaretleri daha ortada yokken, ülkenin sonraki on yılına ilişkin kehanet sayılabilecek politik öngörüleridir: Eroğlu, solun politik arenada boşalttığı yerin kimler tarafından ve nasıl doldurulacağını, romanın önemli karakterlerinden Halit vasıtasıyla gözler önüne sererken, toplumumuzu ciddi bir biçimde bölen Müslüman - laik çizgisini özellikle Müslüman kadın gözünden, Zeynep'le irdeler.

İletişim Yayınları -  468 Sayfa

Buket Özsanat
1 Mart 2016 Salı
1630 Görüntülenme

Facebook Yorumları

Site İçi Arama
Anket Tümü
Kitap okumanıza en çok engel olan şey nedir?