Gorki hikayelerinden alıntılar

Bazen insan ürkerdi ha. Toprak bile birşeyler duyar heralde, değil mi? Dağın derinliklerinde, koskoca yarığı kazarken toprak tüm öfkesiyle karşı koydu bize. Soluğu öyle sıcaktı ki, yüreğimiz eridi, kafamızı ağırlaştı, kemiklerimiz sızladı. Üstümüze taşlar fırlattı, başımızdan aşağıya kaynar sular döktü. Korkunç, korkunç bir şeydi bu. Bazen ışık vurunca, kıpkırmızı olurdu su; babam toprağı yaraladığımızı, onun da bizleri kanıyla yakacağını, boğacağını söylerdi. Tümden hayaldi bu, ama toprağın derinliklerinde, boğucu karanlıkta, tıp tıp damlayan suların altında, demirin taşa sürtünmesinden çıkan gacırtıyı duyduğu zaman her şey olanaklıymış gibi geliyor insana. O barsaklarını deştiğimiz başı bulutlara değen dağın yanında biz insanlar öylesine ufak, öylesine cılız kalıyorduk ki. Orada olup da bu küçük adamların dağın eteğinde açtıkları açık bir ağıza benziyen deliği, daha gün doğmadan o delikten içeri girmemizi ve biz toprağın barsaklarında ağır ağır ilerlerken güneşin arkamızdan acı acı baktığını bir görseydin; dağın kederli yüzünü görüp, ta içerden gelen gümbürdemeleri ve çılgın bir insanın kahkahalarına benzeyen patlamaların yankımasını duysaydın anlardın ne demek istediğimi. (…) “Bir ülkeden diğerine uzanan bir dağı yarmak, toprağı dağlarla ayırmış olan Tanrı’ya karşı gelmektir” derdi babam. “Göreceksiniz Madonna bizi bırakıp gidecek,” derdi. Yanılıyordu oysa. Madonna kendisini seven insanları bırakıp gitmez ki. 

Tünel


Yüreğinde dünyadaki insanları birleştiren sözü taşıyan insan her zaman kendisini kucaklayacak insanlar bulacaktır. – her zaman!

Genç İtalya


Papaz Tanrı’ya insan hakkında gerçekleri söyler, ama insana asla söylemez.

İhtiyar Cecco


İnsan, insanoğlunun kötü yazgısının geçmişle ilgili bir şey olduğunu, sanki bunca zamandır katlandığı güç yaşamın sonucunun dün geldiğini ve bugün herkesin çocuklar kadar hafif yürekli uyandığını, herşeyi silip süpürecek olan yenilmez iradelerine yeni bir inancın ve güvencin eklendiğinin bilincine vardıklarını ve şimdi birlikte güvenle geleceğe doğru yürüdüklerini sanıyor.  

Propagandacı


İtalya’da kadınlara karşı davranış Rusya’dakinden çok daha kabadır ve bunun kabahati de son zamanlara kadar İtalyan kadınlarınındı. Kiliseden başka hiçbir şeyle uğraşmadıklarından, erkeklerin kültürel çalışmalarına en iyimser deyişle ilgisiz kalıyorlar, bunun önemini anlamıyorlardı. 

Propagandacı


Renkli, neşeli bir ansan kalabalığı parıl parıl bir nehir gibi akıyor güneşin altında, neşeli çığlıklar duyuluyor, çocuklar güle oynaya geçiyorlar. Doğru, herkes mutlu ve neşeli değil. Hiç kuşku yok ki aralarında kederle ağırlaşmış pek çok yürek, kuşku altında ezilen pek çok kafa var. Ama hepimiz özgürlüğe yürüyoruz, özgürlüğe!

Ne kadar birlikte yürürsek, o kadar çabuk ilerleriz!

Propagandacı


Gerçek aşk yüreğe yıldırım gibi çarpar ve yıldırım kadar sessizdir.

Öğle Üstü


Dünya insanlar için, ama insan kendi için yaşamazsa yaşamın ne anlamı var.

Kan Davası


Biz basit insanlarız, yaşamı da öylesine basit görürüz. 

Ceza


Bizler basit, kendi halinde işçileriz, beyim. Kendi yaşam yolumuz, kendi düşüncelerimiz vardır. En iyi nasıl bulursak öyle yaşamak bizim de hakkımızdır.

Sosyalistler mi? Her işçi doğuştan sosyalisttir, dostum. Biz pek kitap okumasak da burnumuz gerçeğin kokusunu alır; gerçek her zaman işçi teri kokar çünkü!Biz basit insanlarız, yaşamı da öylesine basit görürüz. 

Ceza

3 Ağustos 2016 Çarşamba
991 Görüntülenme

Facebook Yorumları

Site İçi Arama
Anket Tümü
Kitap okumanıza en çok engel olan şey nedir?