Cinayet Olan Edebiyat

B.Sadık Akbayrak, 2015 Nisan’ında Doğu Kitabevinden çıkan kitabını, hayatı boyunca toprağı güle, buğdaya dönüştüren annesiyle babasına ve maddeyi hayata dönüştüren emekçilerin edebiyatını yapanlara adıyor. Cinayet Olan Edebiyat aslında ilk olarak 1997 yılında “Gül Olan Toprak” adıyla basılıyor. İkinci baskıda kitabın adını değiştiren Albayrak, ikinci baskıya yazdığı özsözde, günümüz gerçeğinde Cinayet Olan Edebiyat adının kitabın içeriğini ve tartıştığı sorunları daha iyi anlattığını düşündüğünü belirtiyor.

Çoksatanlarda yer alan 5 kitap ve yazarını incelediği “Bestseller Okuma Kılavuzu” ile tanıştığım yazar, Cinayet Olan Edebiyat ile de içeriğinin değil, popülerliğinin prim yaptığı kitapları, edebiyatın değil, reklam gücünün ön plana çıkardığı yazarları ve yayınevlerini eleştirmeye devam ediyor.

Nazım Hikmet’in Asimilasyonu, Şiirde Yenilik Diye Sunulan Gerilik, Edebiyatlaşan Cinayetler ve Tekellerin Edebiyatının Bilinci ya da Eleştirisiz Eleştiri başlıklı dört ana gruba ayrılan kitap, tekellerin elinde katledilen edebiyatımıza ışık tutuyor.

Nazım Hikmet ile ilgili olan bölüme “Bu yazı, balı haşarattan koruma yazısıdır.” diyerek başlayan Sadık Albayrak, Adam Yayınlarının ve Memet Fuat’ın Nazım Hikmet’in ideolojisini nasıl yoksullaştırdıklarından bahsederken, sansüre uğrayan Nazım şiirlerinden de örnekler sunuyor. Memet Fuat’ın komünizm tanımlamalarına ve Nazım Hikmeti varolan düşünce yapısından soyutlayarak herkesin şairi olarak adlandıran zihniyetine şiddetle karşı çıkıyor.

Şiirde Yenilik Diye Sunulan Gerilik başlıklı ikinci bölümde Albayrak, “Şiir politikadan kurtuldu.” cümlesine sığınan ve politikanın şiirden uzaklaştırılmasının “zor yol” olduğunu beyan eden şairlere cevaben, politikasız sanatın neden sanat olamayacağını ve sanatlarını politikayla yoğuran sanatçıların karşılaştıkları zorlukları örneklerle anlatıyor. “Dönüştürmek için görmek gerekir” derken, sadece romanın değil, şiirinde tekelleştiği bir dünyanın kapılarını aralıyor.

“Cinayet güzelleşmiş, hutbe olmuş, edebiyat olmuştu.” Mithat Cemal Kuntay

Edebiyatlaşan Cinayet başlıklı üçüncü bölümde, Tomris Uyar’ın “Otuzlarının Kadını” adlı kitabını inceleyen Albayrak, kitabı, “Baş ağrısı yapan kitap” ve “Kapitalist gözle insana edilen bir küfür.” olarak nitelendiriyor. İnsan betimlemelerinin yoksunluğunu, nesnelerin insanlarının önüne geçmesini ve kitaba egemen olan burjuvazi dilinin yoğunluğunu irdeliyor. Bölümde ayrıca Pınar Kür’ünSonuncu Sonbahar” adlı kitabı, Adalet Ağaoğlu’nun “Romantik” adlı kitabındaki “Tekerleme edebiyatı”, Halid Ziya’nın “Nesli Ahir”i ve Refik Halit’inYüzen Bahçe”sine dair incelemeler bulunuyor. ,

“Bu denli bayağı bir edebiyata övgüler dizmek kolay bir iş değil.”

Son bölümde ise, tekelci burjuva edebiyatının eleştirmenlerini eleştiriyor Sadık Albayrak. Tekerleme Edebiyatı, Sarhoşluk Edebiyatı, Kavram Edebiyatı… adları altında, edebiyata yüklenen gereksiz tanımlamaların dökümünü yaparken, “Eleştirisiz Eleştiri” kavramını irdeliyor.   

310 sayfalık kitap öyle bir çırpıda okunacak türden değil. Ön okuma sonrasında, bahsedilen kitapları ve bilgileri de araştırmak ve sonrasında yeniden okumak gerekiyor.

Eleştirdiği bir kitapla ilgili; “Bu kitabı, kitaplığımdaki ‘Geçersizdir’ bölümüne kaldırıyorum. Sistemin hakikatlerini güzelleştiren tapon kitaplar arasındaki yerine atıyorum. Kitaplığımdaki bu bölümün hiç olmamasını dilerdim.” diyen Albayrak’ın, iki satır yazı yazanın kendini yazar zannettiği, popülerlik uğruna gündeme göre kitap yazma derdine düşen ve her yıl bir ya da birden fazla kitap yazabilmek için birbiriyle yarışan yazarların kol gezdiği günümüz edebiyatında kitaplığındaki “Geçersizdir” bölümünün gün geçtikçe daha da fazla yer kaplayacağı aşikâr.

Kaliteli edebiyat eserlerinde buluşmak dileğiyle…

Buket Özsanat
5 Kasım 2017 Pazar
0 Yorum

Facebook Yorumları

Site İçi Arama
Anket Tümü
Kitap okumanıza en çok engel olan şey nedir?