Jerzy Kosinski – Kör Randevu

Kosinski denilince ilk akla gelenler koyu bir karanlığı içinde bulunduran kötülük ve sınır tanımayan vahşet öğeleri. Yazarın ilk okuduğum kitabı olan “Boyalı Kuş”a da “şiddetin şiiri” denilmesi boşuna değil.  

Ulaşabildiğim kaynaklardan öğrenebildiğim kadarıyla, Kosinski’nin kendi dünyası da (gerek gerçek, gerek kurgu olsun - çünkü yalanlarla dolu bir geçmişi olduğunu da söyleyenler mevcut) karanlığa hapsolmuş bir dünya. Şiddeti bu denli insanın iliklerine işleyecek kadar net anlatan, yaptığı tasvirlerle iç sızlatan, mide bulandıran, o anı yaşatan ve biran önce bitsin bu eziyet dedirten, dedirtebilen bir yazarın zihninde ve hayatında bu karanlığı taşımaması mümkün görünmüyor.  Şimdiye kadar okuduğum yazarlar arasında bana “bir insan böyle bir kitabı nasıl bir psikolojiyle yazar” dedirten iki yazar oldu; Patrick Süskind ve Jerzy Kosinski.

Kosinski, Osman Deniztekin çevirisiyle Cep Kitapların 1981 tarihli birinci baskısından okuduğum “Kör Randevu”da da (Blind Date) şaşırtmıyor kendini tanıyan okuyucuyu. Diğer romanlarında olduğu gibi, içine cinayet, tecavüz, ensest ve eşcinsel eğilimleri serpiştiriyor. Hem de en acımasız halleriyle… Yarattığı karakterleri sevdirmek gibi bir derdin içine düşmüyor kitaplarında, dünyadaki tüm kötülükleri toplayıp yarattığı karakterler üzerinden yansıtırken, bir yandan da onların yaşamlarını ve psikolojilerini aktarıyor.

Kosinski’nin, kitabında ilk olarak arkadan yaklaşıp, kurbanı hareketsiz bırakarak gerçekleştirilen tecavüzü tanımlamak için kullandığı “Kör Randevu”,  en bilinen tanımıyla, “birbirini tanımayan iki kişinin buluşması”. İlerleyen bölümlerde bu bağlamdaki randevularla da karşımıza çıkıyor Kosinski. Kitabının ana karakteri George Levanter’in dünyasındaki tüm randevuları “kör”leştiriyor.

Kosinski, “Boyalı Kuş”da olduğu gibi kendi hayatından kesitlere de yer vermiş “Kör Randevu”da. Altı yaşındayken ailesinden ayrı düşmesini, sesini yitirmesini, evliliğini, havaalanında yaşadığı sorun yüzünden gidemediği davette arkadaşlarının katledilmesini Levanter üzerinden anlatmış. “Kör Randevu”yu, “Boyalı Kuş ve “Adımlarda kullandığı yapıya uygun olarak, her bölümü ayrı bir hikaye olacak şekilde tasarlamış. Sanki zihninin karanlık dehlizlerinden kopup gelen her anıyı,  içinden söküp çıkartırcasına karalamış ak kağıtlara.

Her ne kadar karanlık yanıyla boğsa da, tüm çirkinlikleri en yalın, vahşeti en iğrenç haliyle gözler önüne sererek okuyanı sarssa da, sizi bilmem ama bu algıları yaratan betimlemeleri nedeniyle benim Kosinski okumalarım devam edecek gibi görünüyor.

Güzel ve keyifli kitaplarda buluşmak dileğiyle…

Buket Özsanat
21 Kasım 2017 Salı
0 Yorum

Facebook Yorumları

Site İçi Arama
Anket Tümü
Kitap okumanıza en çok engel olan şey nedir?