Toprak Uyanırsa, Ekmeksizköy Öğretmeninin Hatıraları, Şevket Süreyya Aydemir

Bu bir roman değildir. Bu, Ekmeksizköy Öğretmeninin Hatıralarıdır.

Bu köy neresidir? Bu Öğretmen kimdir? Ne olmuştur? Bunları sormayacaksınız?

Çünkü, Ekmeksizköy Öğretmeni de, dünyanın her tarafına yayılmış binlerce, milyonlarca adsızdan biridir.

Bu adsızlar, başkaları için çalışırlar, ama gene de kendileri için yaşarlar. Ekmeksizköy Öğretmeni de başkaları için çalıştı. Kendisi için yaşadı. Ve kendi kendisiyle doydu.

O, ne sanatkar, ne bir kahramandır. Sadece, insan’dır.

Kitabın giriş sayfasında bu sözlerle karşılar bizi Şevket Süreyya Aydemir. İlk olarak 1963 yılında Remzi Kitabevi tarafından basılan Toprak Uyanırsa’nın önsözünü yazan Yakup Kadri Karaosmanoğlu’da kitabın “bir insan hikayesi” olduğunu belirtir.

Şevket Süreyya Aydemir’in eserinde yarattığı insan, hayattan bezmiş, hiçliğin içinde kaybolmuş ve kaderine boyun eğmiş bir insan değil, kayboluşunun içinden yeniden doğan, çabalayan, yok etmek yerine yeniden inşa etmeyi savunan ve umuda sarılan bir insandır.

“Kalabalık içinde kendimi lüzumsuz bir sığıntı saymaya başladım.”

Geride bıraktığı yıllar içerisinde “elle tutulur, dişe dokunur” hiçbir şey yapmadığını düşünen ve emekli olduktan sonra kendini tamamen boşlukta hisseden bir öğretmenin, Keltepe adındaki bir köye atanmasıyla başlar hikaye.

Emekli öğretmenimiz Keltepe’ye adım atar atmaz, bu köyde yaşayamayacağını düşünür. Kasvetli, ölmüş bir yer olarak görür Keltepe’yi. Hayatındaki boşluk ve hiçlik duygusu varlığını korumaktadır.

“Bu boş manasız yolculukta, bu boş manasız perişanlık içinde, gözlerimi kapamak, kendimden geçmek ve bir daha uyanmamak?.. Bu ne kadar yerinde bir son olurdu…” diye düşünür Keltepe’deki ilk gününde. Her istediğinde ekmeğin bile bulunamadığı bu köyü Ekmeksizköy olarak anmaya başlar.

“Yalnızlığa, yetimliğe, hiçliğe gömülmüş bir yer. Bir Ekmeksizköy…”

İlk birkaç gün eşyalarını toplayıp kaçmayı düşünür köyden. Ağıl olarak kullanılan köy okulunu, köyü çevreleyen bataklığı görünce kaçma isteği daha da pekişir. Ancak kaçamaz… Hafızdan, imamdan ve diğerlerinden köyle ilgili hikâyeleri dinledikçe umut düşer içine. Pes etmektense çaba sarf etmeyi tercih eder. Okuldan başlar önce, köyün güzel insanlarıyla birlikte, çevre illerden gelen yardımlarla okulu ağıl olmaktan çıkarırlar. Sonrasında bataklığa el atar öğretmenimiz, yetkililerle görüşür, akıllarını çeler, bataklığı kurutmanın yollarını arar. Sadece çocukları değil, kadınlı erkekli tüm köyü eğitir. Yaşamın olmadığını söylediği Ekmeksizköy’de yaşamı yeniden yaratır. Üzerlerine ölü toprağı serpilmiş köylüleri uyandırır. Sıtmabükü olarak adlandırılan bataklık kurutularak Keklikpınarına dönüştürülür, topraklar verimli hale getirilir, ağaçlar dikilir, ürünler ekilir, sondajlama çalışmalarıyla köylü suya kavuşur…

“Herkese iş, herkese ocak, herkese toprak…” parolasıyla köylü kendi evine, kendi toprağına, aşına, işine kavuşur. “Susuz köy sulu köye, ağaçsız köy yeşil köye, harap köy mamur köye” dönüşür.

“Azizim, insanların iyi hasletleri, iyi tarafları, ancak, iyi şartlar içinde uyanıyr. Bir kucak tezek için, bir uyuz eşek için birbirine saldıran, cana kıyan, ev yıkan köylüyü düşün. Bir de bu insanların yüzlerindeki asil ifadeye bak. Ayaklarının altında toprak uyanınca, içlerinde uyuyan efendilik tohumları da çiçekleniyor.”

Remzi Kitabevinin Mart 2017 tarihli 17. Basımından okuduğum 437 sayfalık Toprak Uyanırsa, Şevket Süreyya Aydemir’in yalın ve umutla yoğrulmuş anlatımıyla şimdiye kadar okuduğum Ütopik kitaplar arasında “En iyi Ütopya” ya da “İşte gerçek Ütopya budur” şeklinde tanımlayabileceğim bir eser oldu.

Thomas More’un Ütopyası’nda ya da Tommaso Campanella’nın Güneş Ülkesi’nde insan faktörü bir kenara bırakılarak hayal edilebilecek en güzel(!) devlet modellerinden bahsedilirken, Şevket Süreyya Aydemir kitabında insanı öne çıkararak, devletin ve halkın birbirini kucakladığı, sınırlamalarla değil, bir arada verilen mücadelelerle kurulan bir yaşam sunuyor. Nefretin olmadığı, herkesin karşılık beklemeksizin birbirine yardım ettiği bir yaşamda, güzelliklerle, sevgiyle ve saygıyla yoğrulan toprağın ve ardından insanların uyanışını gözler önüne seriyor. 

Buket Özsanat
1 Eylül 2017 Cuma
567 Görüntülenme

Facebook Yorumları

Site İçi Arama
Anket Tümü
Kitap okumanıza en çok engel olan şey nedir?