Hans Fallada, Herkes Tek Başına Ölür

Dönemin içerdiği şiddet ve korku unsuruna rağmen Otto ve Anna Quangel içimi ısıtan karakterler oldu. Her ne kadar mevcut yönetime tepkileri oğullarını savaşta kaybettikten sonra oluşsa da, kendi halinde bir karı kocanın başlattığı, (başlatmaya çalıştığı) mücadele takdire şayan… Hans Fallada sevdiğim yazarlar arasında yerini aldı.

Kitapta bulunan karakterlerin tümü irdelenmeye değer. Hüzünlendiren, isyan ettiren, bazen umutlandıran bazen de karamsarlığa sürükleyen, mutlaka okunması gereken ve "tekrar okumak istediklerim" listemde yerini alan bir kitap Herkes Tek Başına Ölür...

Kitaptan Alıntılar
“Biz iyicene değişmiş, uzaklaşmışız,” diye mırıldandı Karl Hergesell. “Ben mutlu olmak için başkasına zarar vermiyorum ki…” “Veriyorsun. Çünkü her gün binlerce insanın öldürülmesine karşı çıkmadıkça anaların oğullarını, kadınların kocalarını, kızların nişanlılarını yitirmesinde senin de suçun var!. Bu cinayetlerin işlenmesini engellemek için parmağını bile oynatmıyorsun. Sen bütün bunları en az benim kadar iyi biliyorsun. Bu nedenle düşünüyorum da acaba sen kahverengiye boyanmış bir Nazi’den daha mı kötüsün? Çünkü onlar yaptıklarının ne kadar kötü olduğunu karayamayacak kadar salak. Sen ise bunu çok iyi biliyorsun ve şu kadar olsun karşı çıkmıyorsun!.. Sen bir Nazi’den daha kötü değil misin? Tabii kötüsün!.. Sayfa:344 (Grigoleit)

Azınlık çoğunluğa karşı savaşırken önemli olan bireyin niçin savaştığının bilincinde olmasıdır. Yaşadığın sürece senin yada senin yerini alacak olanın başarıya ulaşıp ulaşmayacağı o kadar önemli değildir. Ben, “Biliyorum, hepsi de domuz herifler, fakat bana ne yaptıklarından!” diye düşünüp hiçbir şey yapmadan öyle tembel tembel oturamam.………………………Ben, insanların mutluluğuna bu dünyada yer açıldığı gün kişisel mutluluğuma da hak kazanacağıma inanan biriyim!.. Sayfa:343 (Grigoleit)

Tanıtım Metni
Dünya klasiklerinin unutulmuş eserlerinden biri olan Herkes Tek Başına Ölür, ilk baskısından yaklaşık altmış yıl sonra tekrar okurlara kavuşarak hak ettiği ilgiyi görmeye başladı. Amerika, İngiltere, Fransa, Almanya ve İsrail'de yüzbinler satan, yirmiden fazla dile çevrilen ve çevrilmeye devam eden roman, şimdi Everest Yayınları'nın dünya klasikleri dizisi kapsamında ilk defa Türkçede.

1940'ların Berlin'inde, Quangel çifti sıradan sayılabilecek bir yaşam sürmektedir. Otto Quangel, fabrikadaki işine gidip gelmekte, Anna Quangel, Nazi Partisi'nin kadın kolundaki çalışmalarına devam etmektedir. Bir gün, cephedeki oğullarının ölüm haberini almalarıyla beyinlerinde bir kıvılcım çakar. Yalnızca iki kişi de olsalar, bu acımasız faşizme meydan okumaları gerektiğini fark ederler. Böylece Gestapo memurlarını, Hitler yanlısı komşularını, aile dostlarını ve daha nice Berlinliyi kapsayan bir kovalamacanın ortasında bulurlar kendilerini.

20. yüzyıl Alman edebiyatının en heyecan verici isimlerinden biri olan Hans Fallada'nın gerçek bir hikâyeden esinlenerek yazdığı ve ölümünden kısa bir süre önce tamamladığı Herkes Tek Başına Ölür, her kitaplıkta mutlaka bulunması gereken bir cilt.

"Herkes Tek Başına Ölür, sokaktaki insanı anlatıyor. Zorbalığa dayanan düzenler tarafından ezilen herkesin, ahlaki bir zorunluluk olarak,özgürlüğü ve insan haklarını korumak için elinden gelen her şeyi yapması gerektiğini savunuyor. Öte yandan, verilen ütopik mutlakiyet sözleriyle büyülenen kitlelerin, terörün egemenliğini nasıl kabullenip desteklediklerini ve böylece insani duygularını nasıl kaybettiklerini gösteriyor."Moris Farhi
"Nazilere karşı Alman başkaldırışıyla ilgili yazılan en güzel kitaplardan biri." 
Primo Levi

Orjinal Dil :Almanca
Sayfa Sayısı : 608 

1 Mart 2016 Salı
1291 Görüntülenme

Facebook Yorumları

Site İçi Arama
Anket Tümü
Kitap okumanıza en çok engel olan şey nedir?