Bendeki Sait Faik ve Lüzumsuz Adam

Kitaplarını okumamış olmama rağmen, Sait Faik yıllar boyu yakınlık duyduğum bir yazardı. “Bir insanı sevmekle başlar her şey” sözünü dile getirdiği Alemdağı'nda Var Bir Yılan öyküsünden dolayı sevdim onu yıllarca. Hayatını hiç merak edip okumadım, kitaplarını alıp okuma gereği de hissetmedim, ta ki geçen seneye kadar.

Geçtiğimiz sene 11 Mayıs’ta Sait Faik’in ölüm yıldönümü olduğunu öğrendim ve çok şaşırdım çünkü aynı gün babamın da ölüm yıldönümüydü. Bazı tesadüfler gereğinden fazla şaşırtıyor insanı, hele de içinde duygusallık varsa.

Sait Faik Abasıyanık ve babam.
İki farklı insan, iki farklı hayat.

Birleştikleri tek nokta 43 sene arayla, aynı gün, aynı hastalıktan dolayı ölmüş olmaları ve ikisinin de çok genç yaşlarda veda etmeleri hayata. Babam öldüğünde 45 yaşındaydı, Sait Faik ise 48.

Kabul ediyorum garip bir bağdaştırma benim ki, bir yazarı sevmek ya da sevmemek böyle bir şeyle bağlantılı olmamalı. Ama sevdim ben. Uzun yıllar önce sadece tek bir öyküsünü okuyup, tek bir sözünü beğenip sevdim. Babamla bağdaştırdığımda daha çok sevdim. Balık tutmayı sevdiğini öğrendim, sevgim biraz daha arttı. Mesela aşağıda ki resmini gördüm, onu da sevdim. Velhasıl ilk defa bir yazarı yazdıklarını okumadan sevdim. Sonrasında öykü kitaplarını aldım. Bir sene boyunca o kitaplara elimi bile sürmedim. Öylece durdular, tozlandılar kitaplığımda. Sanki açıp okusam büyü bozulacaktı.

Sait Faik

Sonunda yazara haksızlık ettiğimi düşündüm ve Lüzumsuz Adam ile başlamaya karar verdim Sait Faik okumalarına. Benim için iki günde okunacak bir kitap olmasına rağmen, bitmedi, bir türlü bitiremedim kitabı. Bir gün bir öyküsünü okudum, iki gün sonra bir başkasını, dört gün sonra bir diğerini. Araya bir dolu kitap sığdırdım ancak 108 sayfalık kitabı bitiremedim. Sanki bitirsem tüm bağlar kopacaktı

Aslında bugün kitaptan bahsetmek için başlamıştım bu yazıya, kitabı anlatacaktım ama kelimeler geçmişe götürdü beni.  

Bugün hiç istemesem de sonlandırdığım Lüzumsuz AdamSait Faik’in kaleme aldığı on dört öyküyü barındırıyor içinde. İlk olarak 1948 yılında Varlık Yayınları tarafından basılmış olan kitaptaki öykülerde karamsarlık, vazgeçmişlik ve yalnızlık olguları ön planda.

Kitaba adını veren Lüzumsuz Adam adlı öyküye, “Ben bir acayip oldum. Gözüm kimseyi görmüyor, kimsenin kapımı çalmasını istemiyorum.” cümleleriyle başlıyor Sait Faik ve şu sözlerle sonlandırıyor hikayesini;

“Bineyim bir Boğaziçi vapuruna, günün birinde. Bebek'le Arnavutköy önlerinde arka taraftaki oturduğum kanepeden kalkayım, etrafıma bakayım; kimseler yoksa, denizin içine bırakıvereyim kendimi.”

Siz bu kadar karamsar olmayın, binin bir vapura, alın bir Sait Faik kitabı, denize değil ama hem içten hem de büyüleyici bu öykülerin içine bırakın kendinizi.


Alemdağı'nda Var Bir Yılan adlı öyküye buradan ulaşabilirsiniz

Buket Özsanat
7 Ağustos 2016 Pazar
1341 Görüntülenme

Facebook Yorumları

Site İçi Arama
Anket Tümü
Kitap okumanıza en çok engel olan şey nedir?