Aziz Bey Hadisesi, Ayfer Tunç

88 sayfalık uzun öykü niteliğindeki kitap bir solukta okunacak türden. Kitaba başladığımda yabancı gelen anlatım tarzı, ilk yirmi sayfanın ardından Ayfer Tunç’un bilindik kalemiyle buluşup aktı gitti…

Zeki’nin meyhanesinde, Zeki’nin Aziz beyi tartaklayıp dışarı atmasıyla başlayan kitap, Aziz Beyin dik kafalı, bencil, yalnız ve hüzünlü yaşam öyküsünü gözler önüne seriyor. Dünya Ağrısında ki Müşfik’in babasıyla Aziz Bey’in babası benzerlikler gösteriyor. Sinirli, evle ilgilenmeyen, despot baba karakteri bu kitapta da mevcut. Müşfik babasına hiç benzemezken, Aziz Bey içten içe kızdığı babasına dönüştüğünü farkediyor yıllar sonra. İki kitabın içindeki kadın karakterlerde de aynı benzerlikler mevcut. Şükran ile Vuslat, içinde bulunduğu hayatı sorgusuz sualsiz kabullenmiş, evliliğin verdiği görevleri üstlenmiş iki kadın. Ayfer Tunç’un favori karakterlerinden biri olarak tanımladığı ve öykünün içinde az yer verdiğini düşündüğü Vuslat, Müşfik’in Şükran’ına göre daha silik, daha ezik, daha sessiz bir karakter.

Bir de Zeki var tabi, kah saygı, kah hatır, kah acıma duygusuyla Aziz Bey’e kıyamayan, onu bir türlü kovamayan, bu sessiz kalmaların akabinde yaşadığı öfke patlamasının pişmanlığını uzun yıllar içinde taşıyan Zeki… Onu daha çok sevdim sanki hikayenin içinde… Tamburuyla yaşama tutunan, musikiyle hayat bulan Aziz Bey’e ise kimi zaman kızdım, kimi zaman üzüldüm.

 “Öyle bir an geliyordu ki, sevgili şehriyle arasında binlerce kilometre olduğunu unutuyor, sokağa çıktığında kendini Samatya’nın arnavutkaldırımlı sokaklarında bulacağını, denizden esen kuvvetli bir rüzgârın burnuna yosun kokusu taşıyacağını ve şehrin sessizliğine iyice kulak verirse, küçük dalgacıkların kıyıya usul usul vurduğunu duyacağını sanıyordu.”

Aziz Bey’in Beyrut’tayken yaşadığı ıssızlığı, özlemi dile getiren bu satırlar, benim yaşımın yettiği en eski Samatya görüntülerini, deniz kenarındaki balıkçı teknelerini - barakalarını, kıyılara vuran dalgaları, babamla birlikte sandalla denize açılmalarımızı yeniden canlandırdı zihnimde.

Kitabı okurken beni yavaşlatan tek etken Aziz Bey’in Tamburu her eline alışında, benimde telefona sarılıp şarkıyı bulup dinlemem oldu. Aziz Bey’in söylediği şarkılardan Youtube’da liste yapmayı da ihmal etmedim. 

Keyifli okumalar ve keyifli dinlemeler.

Dipnot: Okuduğum kitaplarda satır aralarında üstüme yüklenen anılar, yad edilen eski günler yaşlandığıma delalet sanırım. Zaman akıp gidiyor…

Yayınevi: Can Yayınları

Sayfa Sayısı : 88

Buket Özsanat
16 Mart 2016 Çarşamba
1159 Görüntülenme

Facebook Yorumları

Site İçi Arama
Anket Tümü
Kitap okumanıza en çok engel olan şey nedir?