İnsan Asker Doğmaz Konstantın Simonov

Simonov’un üç ciltlik İnsan Asker Doğmaz’ı iki haftalık uzun bir yolculukla son buldu…

İkinci Dünya Savaşında, Alman işgalindeki Rus topraklarının geri kazanılması sürecini anlatan kitap, savaş muhabiri olarak Stalingrad cephesinde görev alan Simonov’un yaşanmışlıklarıyla okurla buluşuyor. 

Ölümle yaşam arasındaki ince çizgide mücadele eden askerlerin dünyası, cephe gerisinde ailelerin tedirgin bekleyişleri, savaşın getirdiği açlık, evlerinden ayrılmak zorunda kalan aileler, bombalanan şehirler ve Rusya’nın dayanılmaz soğuğu…

“Ne demekti vazgeçmek ya da vazgeçmemek? Ne anlama gelirdi? Savaştan vazgeçmediği için terhis edilmeyi mi istiyordu. Tersine, hayal ettiği şey savaştan vazgeçmekti. Yarın savaş birden kesilirse, savaşsız yaşamaya hazırdı. Başka bir şeydi söz konusu olan, savaşa hiç alışamamıştı, ne kabiliyetsizlik! Savaş olduğundan, sadece savaşma alışkanlığı edinmişti. (Sintsof, s:766)”

Savaş karşıtlığını her bölümde gözler önüne seriyor, verilen her emrin yeni ölümlere gebe olduğunu, savaşın kazanan tarafının olmadığını vurguluyor satırlarında Simonov. Kim kazanırsa kazansın aslında herkes kaybediyor savaşta… Savaşın bilançosu; canlarını kaybetmiş, kollarından, bacaklarından olmuş, sakat kalmış binlerce, onbinlerce insan… 

Ölüm… hep daha çok ölüm…

İnsan Asker Doğmaz Simonov’un okuduğum ilk kitabı ve kesinlikle son olmayacak. Şiirsel, akıcı ve insanın içine işleyen bir dile sahip…

Konstantin Simonov’u araştırırken romanlarının yanında şiir kitaplarının olduğunu da öğrendim. Özellikle, cephede bulunduğu sırada, top atışlarının, başının üstünden geçen mermilerin arasında sevgilisi ile konuşma ihtiyacıyla 25 yaşında kaleme aldığı Bekle Beni şiiri oldukça meşhur. 

Bekle Beni

Bekle beni, döneceğim
Bütün direncinle bekle beni.
Bekle hüzün yağmurları
Gökyüzünü kaplayınca,
Karakış üşütürken bekle,
Sarı sıcaklar yakarken bekle.
Kimseler beklemezken bekle beni,
Unut anılarla yüklü bir geçmişi
Ne bir mektup ne bir haber
Gelmesin ne çıkar, bekle beni
Bekle beni döneceğim
Bekle, yalnızca sen bekle beni.
Bekle beni döneceğim, bırak
Beklemekten usanmış dostlarım
Oğlum, anam, yoldaşlarım
Öldüğümü sansınlar benim
Umudu kesip bir ateşin başında
Beni yad edip içsinler ama sen
İçme sakın yürek acısı o şaraptan
İnançla, sabırla bekle beni.
Bekle beni, döneceğim
Tüm ölümlere inat bekle.
Çünkü o büyük bekleyişin
Düşman ateşinden kurtaracak beni.
Bekle kızgın sıcaklar içinde,
Karlar savrulurken bekle beni,
Yalnızca seninle ben, ikimiz
Ölümsüz olduğumuzu bileceğiz;
O sırrı, o hiç kimsenin bilmediği.
Kimseler beklemezken
Beni beklediğini.

Kitaptan Alıntılar için tıklayınız.

 

Buket Özsanat
20 Şubat 2016 Cumartesi
2008 Görüntülenme

Facebook Yorumları

Site İçi Arama
Anket Tümü
Kitap okumanıza en çok engel olan şey nedir?