Traven ve Kanlı Yürüyüş

Chamula’lı bir yerli Celso Flores. Ishtacolcot’da, kendi köyünde sevdiği bir kız var. Kızı alabilmesi için Celso’nun altı büyük koyuna, onbeş metre pamuklu kumaşa, yüz kilo kurtlanmamış mısıra, çiğ tütüne ve iki galon konyağa ihtiyacı var. Bunları elde edemediği sürece sevdiği kızla evlenip, onbeş çocuk yapma hayallerini gerçekleştiremeyecek. Kendi köyünde kızın babasının istediklerini alabilecek imkana sahip değil Celso. Çünkü onun köyünde kimse para karşılığı çalışmıyor. Yapabileceği tek şey, köyünden uzakta bulunan kahve üretim çiftliklerine giderek orada çalışmak.

İki yıl süren zorlu bir çalışmanın ardından sevdiği kızı alabileceği parayı biriktiyor Celso. Köyüne dönerken parasını kapmak için döşenen her türlü tuzaktan uzak durmaya çalışıyor. Yolunu uzatıp paralı köprülerin olduğu yerlere uğramıyor, işçilere içki ikram edip onları sarhoş edip dolandırmak isteyenlere karşı gözü açık davranıyor. Köyüne varmak üzere geçtiği son kasabada kahve çiftliğinin patronuna rastlamasıyla değişiyor herşey. Patron, babasının ondan öküz aldığını ve ona borcu olduğunu söyleyerek tüm parasına el koyuyor Celso’nun. Beş parasız, başı önde dönüyor evine.

Kızın babası damadının kendi alınteriyle para kazanabildiğini ispat edememesi durumunda kızını ona vermeyeceğini, kendisini kanıtlaması gerektiğini söylüyor ve iki yıl daha mühlet veriyor Celso’ya. İki yıl sonra istediklerini getiremezse kızını başkasına vereceğini çünkü kızının artık yaşının geçtiğini, yaşlandığını belirtiyor.

Yollara düşüyor yine Celso. Daha uyanık, daha tetikte…

Ama Celso gibilerin uyanık ve tetikte olması bir şey değiştirmiyor. Bir ladinonun her zaman doğru söylediği, bir yerlinin her daim yalancı olduğu bir sistemin içinde ezilmeye, itilip kakılmaya ve köle olarak çalışmaya mahkumlar. Çok düşük ücretlerle, çok ağır koşullarda çalışıyor onlar. Yapılan sözleşmelerle kaçmaları, işlerini yarım bırakmaları imkansız. En ufak hatalarında kırbaçlanıp, çeşitli cezalara, işkencelere maruz kalıyorlar.

“Bir yerli!.. Hah!.. Konuşan ve gülebilen bir hayvan… ama yine de bir hayvan!..”

Meksika’daki yerli halkın emeklerinin sömürüldüğü, insan yerine konulmadıkları bir sistemi, yerlileri toplayıp, küçük borçlarını kapatıp kendilerine borçlu kılan ve çalışmaya götürdükleri her yerli için komisyon alan aracılar ve üç kuruş para kazanabilmek için her türlü zorluğa katlanan ya da hayattan ümitlerini kestikleri ve yapacak başka hiçbir şeyleri olmadığı için kendilerini çalışmak zorunda hisseden işçiler üzerinden anlatmış Traven.

Celso’nun hayallerini yitirişiyle, aracıların işçi ölümlerinin ardından yaptıkları zarar hesaplarıyla, bitmek bilmeyen, tehlikelerle dolu cangıllarıyla, hayata tutunamayan insanların yok oluşlarıyla, insanın değersizleşmesiyle ve paranın her şeyin üstünde tutulup canların metalaşmasıyla, “Kanlı Yürüyüş” sistemin derinliklerine giden bir yürüyüşün izlerine dönüşmüş.

B.Traven ile ilgili bilgilere buradan ulaşabilirsiniz. 

 

Buket Özsanat
19 Mart 2017 Pazar
730 Görüntülenme

Facebook Yorumları

Site İçi Arama
Anket Tümü
Kitap okumanıza en çok engel olan şey nedir?