Hainin Anası ve Gorki Hikayeleri

Çevirisini Mehmet Harmancı’nın yaptığı, Oda Yayınlarının Ekim 1991 tarihli 1. Basımından okuduğum Hainin Anası, Gorki’nin tamamını İtalya’da yazdığı 17 öyküyü barındırıyor içinde.

Öyküyle pek aram olmasa da, Gorki’nin kaleminden çıkan, İtalyanların yaşamlarından kesitler sunan bu öyküleri keyifle okudum. Özellikle İhtiyar Ceco, Kışkırtıcı ve kitaba ismini veren Hainin Anası benim açımdan etkileyici ve ilginç öykülerdi.

Öykülerle ilgi çok fazla yorum yapmayı uygun bulmadığım için, sizi kitaptan yaptığım alıntılarla başbaşa bırakıyorum.

Okuyarak güçlenmek dileğiyle…

 


Bazen insan ürkerdi ha. Toprak bile birşeyler duyar heralde, değil mi? Dağın derinliklerinde, koskoca yarığı kazarken toprak tüm öfkesiyle karşı koydu bize. Soluğu öyle sıcaktı ki, yüreğimiz eridi, kafamızı ağırlaştı, kemiklerimiz sızladı. Üstümüze taşlar fırlattı, başımızdan aşağıya kaynar sular döktü. Korkunç, korkunç bir şeydi bu. Bazen ışık vurunca, kıpkırmızı olurdu su; babam toprağı yaraladığımızı, onun da bizleri kanıyla yakacağını, boğacağını söylerdi. Tümden hayaldi bu, ama toprağın derinliklerinde, boğucu karanlıkta, tıp tıp damlayan suların altında, demirin taşa sürtünmesinden çıkan gacırtıyı duyduğu zaman her şey olanaklıymış gibi geliyor insana. O barsaklarını deştiğimiz başı bulutlara değen dağın yanında biz insanlar öylesine ufak, öylesine cılız kalıyorduk ki. Orada olup da bu küçük adamların dağın eteğinde açtıkları açık bir ağıza benziyen deliği, daha gün doğmadan o delikten içeri girmemizi ve biz toprağın barsaklarında ağır ağır ilerlerken güneşin arkamızdan acı acı baktığını bir görseydin; dağın kederli yüzünü görüp, ta içerden gelen gümbürdemeleri ve çılgın bir insanın kahkahalarına benzeyen patlamaların yankımasını duysaydın anlardın ne demek istediğimi. (…) “Bir ülkeden diğerine uzanan bir dağı yarmak, toprağı dağlarla ayırmış olan Tanrı’ya karşı gelmektir” derdi babam. “Göreceksiniz Madonna bizi bırakıp gidecek,” derdi. Yanılıyordu oysa. Madonna kendisini seven insanları bırakıp gitmez ki. 

- Tünel adlı öyküden -


Yüreğinde dünyadaki insanları birleştiren sözü taşıyan insan her zaman kendisini kucaklayacak insanlar bulacaktır. – her zaman!

- Genç İtalya adlı öyküden - 


Papaz Tanrı’ya insan hakkında gerçekleri söyler, ama insana asla söylemez.

- İhtiyar Cecco adlı öyküden - 


İnsan, insanoğlunun kötü yazgısının geçmişle ilgili bir şey olduğunu, sanki bunca zamandır katlandığı güç yaşamın sonucunun dün geldiğini ve bugün herkesin çocuklar kadar hafif yürekli uyandığını, herşeyi silip süpürecek olan yenilmez iradelerine yeni bir inancın ve güvencin eklendiğinin bilincine vardıklarını ve şimdi birlikte güvenle geleceğe doğru yürüdüklerini sanıyor.  

- Propagandacı adlı öyküden -


İtalya’da kadınlara karşı davranış Rusya’dakinden çok daha kabadır ve bunun kabahati de son zamanlara kadar İtalyan kadınlarınındı. Kiliseden başka hiçbir şeyle uğraşmadıklarından, erkeklerin kültürel çalışmalarına en iyimser deyişle ilgisiz kalıyorlar, bunun önemini anlamıyorlardı. 

- Propagandacı adlı öyküden -


Renkli, neşeli bir ansan kalabalığı parıl parıl bir nehir gibi akıyor güneşin altında, neşeli çığlıklar duyuluyor, çocuklar güle oynaya geçiyorlar. Doğru, herkes mutlu ve neşeli değil. Hiç kuşku yok ki aralarında kederle ağırlaşmış pek çok yürek, kuşku altında ezilen pek çok kafa var. Ama hepimiz özgürlüğe yürüyoruz, özgürlüğe!

Ne kadar birlikte yürürsek, o kadar çabuk ilerleriz! 

- Propagandacı adlı öyküden -


Gerçek aşk yüreğe yıldırım gibi çarpar ve yıldırım kadar sessizdir.  

- Öğle Üstü adlı öyküden - 


Dünya insanlar için, ama insan kendi için yaşamazsa yaşamın ne anlamı var.

- Kan Davası adlı öyküden -


Biz basit insanlarız, yaşamı da öylesine basit görürüz.

- Ceza adlı öyküden -


Bizler basit, kendi halinde işçileriz, beyim. Kendi yaşam yolumuz, kendi düşüncelerimiz vardır. En iyi nasıl bulursak öyle yaşamak bizim de hakkımızdır.

Sosyalistler mi? Her işçi doğuştan sosyalisttir, dostum. Biz pek kitap okumasak da burnumuz gerçeğin kokusunu alır; gerçek her zaman işçi teri kokar çünkü!

- Ceza adlı öyküden -


Maksim Gorki

Maksim Gorki

Asıl adı Aleksey Maksimoviç Peşkov olan Maksim Gorki 28 Mart 1868 yılında Novgorod'da doğar. 1 yaşında tamamen öksüz kalır ve anneannesi ile büyük babası tarafından büyütülür. Yalnızca birkaç ay okula gidebilen Gorki’nin üzerinde, masallarıyla büyüdüğü anneannesinin büyük etkisi vardır. Okula gidemeyen Gorki, 8 yaşında çalışmaya başlar ve işçi sınıfının yaşamını çok küçük yaşlarda tanıma şansına sahip olur. Okuma merakı bir gemide bulaşıkçı olarak çalışırken başlar. Farklı işlerde ve farklı şehirlerde çalışan Gorki’nin, gözlem yeteneği ve güçlü betimlemeleri eserlerine yansır.

1892 yılında Kafkasya Gazetesinde çalışmaya başlar ve yoksullukla, acıyla dolu bir hayat sürmesinden dolayı Rusça’da acı anlamına gelen Gorki takma adını kullanır. Yazarlığa romantik öykülerle giriş yapar, öykülerinde gururlu, özgürlüğü seçmiş kahramanların başkaldırışları anlatılır. 1895 yılında bir dergide yayınlanan Çelkaş adlı öyküsüyle ünlenir. 1898 yılında Hikaye Denemeleri adıyla ilk kitabı yayınlanır ve çok beğenilir. İlk romanı Foma 1899 yılında basılır. Rus Devrimi’ne adadığı ve 1906 yılında yazdığı Ana en başarılı romanı olarak nitelendirilir. Çar Rejimine karşı çıktığı için bir çok kez tutuklanan Gorki, çeşitli baskılara da maruz kalır.

1906’da Rusya’dan ayrılarak, yedi yıl boyunca siyasi sürgün yaşamı sürer, 1921-28 yılları arasında İtalya’da yaşar ve 1929’da kesin olarak SSCB’ye döner. 1936 yılının Haziran ayında 68 yaşındayken ölen Gorki’nin ölümüne şüpheyle bakılır. Zehirlendiği söylenir ancak bu iddia ispatlanamamıştır. 1938'de Buharin'in mahkemesinde Gorki’nin, Yagoda'nın NKVD ajanları tarafından öldürüldüğü itiraf edilmiştir.

Yazarın önemli yapıtları arasında 1913-23 yılları arasında yayımlanan Çocukluğum, Ekmeğimi Kazanırken ve Benim Üniversitelerim’den oluşan otobiyografik üçlemeyle, Ayaktakımı Arasında (1902), Tolstoy’dan Anılar (1967) ve Artamonovlar (1925) bulunmaktadır.

 

Buket Özsanat
23 Temmuz 2016 Cumartesi
1530 Görüntülenme

Facebook Yorumları

Site İçi Arama
Anket Tümü
Kitap okumanıza en çok engel olan şey nedir?